ANA SAYFA

Nereden başlamalısınız? Nerde ne bulursunuz?


► 1-  Neden DOM? bölümünü okumakla başlamalısınız, çünkü ‘Doğadaki Dinamik Oluşum Mekanizması (DOM) gibi bir sistemin oluşturulmasına neden olan dürtünün nereden kaynaklandığı ve neden insanların şimdiye kadar böyle bir sistemin varlığını ortaya koymadığı anlatılmaktadır.

► 2- Onu takip eden  “DOM-Temel-Kitap” bölümde, DOM-sisteminin, teorik temel bilgileri verilir.
► 3- Sonraki "DOM-2.Cilt"te tamamlayıcı dosyalar vardır. 
► 4- "Farklı DOM-versiyonları" bölümünde, DOM-sistemi farklı bakış açılarıyla ele alınır. 
► 5- ve en son "Ekler" bölümünde DOM ile ilgili çok farklı konulara değinilir.
bölümlerde ise, sistematik bir şekilde (DOM-1’den DOM-23’e ve DOM-ekleriyle) doğayı anlamamızı sağlayacak teorik bilgiler sergilenmektedir.

Genel tanıtım Turu

DÜNYA KİTABININ SAYFALARINDA NELER YAZIYOR?  


Mademki Öleceğiz Neden Doğuyoruz?

Hayat doğadaki değişim-dönüşümler hakkında bilgi edinme ve bu bilgileri gelecek nesile aktarma eylemi midir?




100 yıl önceleri bilgisayar, TV gibi elektronik aletlerinden yoksunduk, çünkü bu tür aletleri   yapacak bilgilere sahip değildik.
500 yıl önceleri otomobil, tren, uçak gibi motorlu taşıtlardan yoksunduk, çünkü bu tür aletleri yapacak bilgilere sahip değildik.
 15.000 yıl önceleri tencere, kazan gibi madenî eşyalardan yoksunduk, çünkü bu tür eşyaları yapacak bilgilere sahip değildik.
 Bir milyon yıl önceleri geceleri karanlıkta yaşamak zorundaydık, çünkü ateş yakmasını bilmiyorduk. .



İnsanlık kültürü yaklaşık 2.5 milyon yıl önceleri taş yontmakla başlar ve yaklaşık 40 bin yıl öncelerine kadar, ateşin kontrolü, ölülerin gömülmesi gibi bir-iki yenilikle çok yavaş ilerler. Bundan sonra çok hızlı bir ilerleme dönemi başlar: ~32 bin yıl önceleri zıpkın, ~27 bin yıl önceleri iğne, ~17 bin yıl önceleri takı-eşyaları, ~10 bin yıl önceleri tuğla ve tuğladan evler, ~4 bin yıl önceleri cam eşyalar, 562 yıl önceleri matbaa, vs gibi ürünlerle üssel bir gelişim içine girer




Bir Zamanlar Gezegenin Efendisi  Apartman Büyüklüğündeki Bu Canlı Neden Kayboldu?





Yaklaşık 410 milyon yılları öncesi, dünyamızdaki en önemli olaylardan biri daha gerçekleşmiş ve o zamana kadar yaklaşık 3 milyar yıldır sadece denizlerde devam eden "hayat sistemi", Silüriyen-Devoniyen olarak adlandırılan dönemlerin geçişinde, ilk defa karalara geçiş yapmıştır.
Her şeyin bilgi oluşturularak gerçekleştirildiği doğal sistemde, hayat sisteminin denizlerden karaya geçişi olayının, bu zaman diliminde denizlerde hayatın doygunluğa ulaşmış olması sonucu, canlıların yeni hayat ortamı arayışına yönelik bilgi oluşturma çabalarının bir sonucu olarak görülmesini gerektirir

GÜNÜMÜZDEN GEÇMİŞE YOLCULUĞU HANGİ DOĞRULUKTA YAPABİLİYORUZ?

Milyon yıllar öncesine ait saptamalar ne ölçüde güvenilir? Ya Milyar yıllara ne demeli? İnsanlarımız tam bir kafa karışıklığı ve fikir kirliliği içinde yaşamını sürdürmeye mi çalışmaktadır?


► Günümüzde cep telefonu dalgaları çok yaygın, hâlbuki 50 yıl önceleri yoklardı, çünkü 50 yıl önceleri bu tür dalgalar yayınlayacak aletler oluşturulmamıştı.
►100 yıl geriye gittiğimizde, TV dalgalarının olmadığı bir döneme ulaşırız, çünkü o zamanlar henüz TV-dalgaları yayınlayacak (ve de algılayacak) aletler henüz oluşturulmamıştı
►200 yıl geri gittiğimizde radyo dalgalarının bulunmadığı bir dünyada yaşanılıyordu.
► 500 yıl geri gittiğimizde hiçbir motor sesi dalgasının işitilmediği bir dünyada yaşanılıyordu, çünkü henüz motor denilen aletler oluşturulmamıştı.
►2 bin yıl geri gittiğimizde hiçbir bomba veya tüfek patlaması sesinin işitilmediği bir dünyada yaşanılıyordu.
►5 milyon sene geri gidildiğinde, hiçbir insan sesi dalgasının var olmadığı bir dünya söz konusuydu.
►500 milyon yıl önceleri hiçbir yaprak hışırtısının bulunmadığı bir dünya vardı.
.

ATOM ALTI ÖĞELER CANLI VE AKILLI MI?














Doğadaki tüm varlıklar birbirleriyle bağlantı ve ilişki içindedir, çünkü hepsi enerjisini “kuantum” denilen en küçük atom-altı-öğelerden alır
. Bu atom-altı-öğeler zamanla değişik madde (varlık) birleşimleri şeklinde örgütlenerek, doğadaki enerjinin farklı biçimlere bürünmesine yol açarlar. Böylelikle doğada sürekli bir değişim-dönüşüm sistemi oluşur ki, bu sistemin nasıl oluşup-geliştiği, son çeyrek asır içinde gelişen dinamik sistemler fiziği ilkeleriyle aydınlatılmıştır.
.

Eskiden fizikçiler doğayı ve dünyayı kapalı bir sistem olarak kabul etmişler ve bu durumda zaman içinde her şeyin dağılıp, düzensiz bir durumla son bulacağı yargısına varmışlardır. Halbuki doğada tamamen kapalı olan hiçbir sistem yoktur. Örneğin, galaksideki herhangi bir yıldızda oluşan nötrino dediğimiz atom-altı-parçacıkları, bizim güneş sistemimizi delip geçer, bizim dünyamızı delip geçer, örneğin Avustralya’dan girer, tüm yeryuvarı katlarını aşar ve Avrupa'da bir ülkeden çıkıp tekrar uzaydaki yolculuğuna devam eder.
 Bu parçacıklar o kadar yoğundurlar ki, bir insan bedeninin 1 cm2lik yüzeyinden  her saniye milyonlarca nötrino geçmektedir. Nötrinolar maddelerden transit olarak geçmezler, içinden geçtikleri ortamın özelliklerine göre, enerji düzeylerini değiştirirler. Dahası, nötrinolar doğadaki proton-nötron oranlarını değiştirebilirler. Bu ise kimyasal temel element dediğimiz temel yapıtaşlarının nötrinolar sayesinde değiştirildikleri, yani atomların sabit-değişmez öğeler olmadıkları anlamına gelir. Bunun sonucu olarak, doğadaki bir element başka bir elemente veyahut başka bir izotopuna dönüşebilmektedir. Bu ise doğadaki enerji dağılımı ve kuvvet alanları sistemlerini etkilemektedir. Bu şekilde uzaydaki   bir varlıktan gelen bir parçacık, yeryuvarı içindeki (veya bizim bedenimizdeki) bir kimyasal elementi etkilemiş olur.

Öğrenme Dediğimiz Olay, Hücrelerimizin Yapısal Durumlarını Duyu Organlarından Gelen Verilere Uygun Olacak Şekilde Değiştirmeleri İşlemi midir?

Kafa Zonklatan Sorular!!

►Bir aslan hangi tür hayvanlara bağımlı olduğunu ve o avları ne zaman nerede yakalayabileceğini nasıl biliyor?
►Bir geyik hangi tür bitkilere bağımlı olduğunu ve o bitkileri ne zaman nerede bulabileceğini nasıl öğrendi?;
► Bir deniz yosunu, hangi tür bir ışığa bağımlı olduğunu ve denizin hangi derinliğinde o ışığı bulabileceğini niçin biliyor?
►Bir bitki, hangi tür minerallere bağımlı olduğunu ve o mineralleri nasıl tanıyacağını neden biliyor?
►Bir bakteri çevresindeki tüm kimyasal maddeleri tanıyor ve onlardan nasıl enerji elde edebileceğini gerçekten biliyor mu?

Bir arı kendi isteğiyle dünyaya gelmiyor, bir insan da kendi istediği için doğmuyor. Aynı durum atomlar, moleküller, hücreler için de geçerlidir. Hiçbir molekül, hiçbir atom kendi istediği için oluşmamıştır.
Evrenimizde %73 Hidrojen, % 24 Helyum bulunurken, milyarlarca çeşitlilikteki oluşumları meydana getiren tüm diğer elementler sadece %3 oranındadır. Hele hele hücre, hayvan, bitki gibi varlıkların evrensel madde miktarı içinde yeri, milyarlarda bir bile değildir!!
 Yani demir, karbon, silisyum gibi büyük elementler, evrenimizde sadece %3lük bir oranda   bulunmaktaysa, evrendeki varlıkların ancak %3ü bilgiye dayalı karşılıklı etkileşimler içinde bir şeyler yapıp, bir düzen içinde bir araya gelebilmişlerdir.
.
.



İnsan Farkının Nereden Kaynaklandığını Biliyor musun?


BEYİN?
Hücreler bedenlerimizin yapısı ve işleyiş mekanizması hakkındaki milyarlarca yıla dayanan bilgileri yapısal-dokusal durumlarında kayıt altında bulundururken, neden “bilinç” gibi bir serbest irade oluşturulmuştur?



Evrensel gelişim bilgi aktarımı temelindedir ve bu nedenle, oluşan tüm bedenlere bilgi edinme ve aktarmayı teşvik edici yönlendirmeler yerleştirilmiştir. Bitkilerin güzel renkli çiçekler oluşturmaları, çiçeklerin çeşitli çekici kokular yaymaları, hayvanların çeşitli göz-alıcı renkli tüylerle kendilerini süslemeleri, insanların güzel giyinmeye çalışmaları ve güzel kokular sürünmeleri, vs.nin hepsi, hücrelerimizdeki kalıtsal bilgilerin gelecek nesile aktarılma baskılarının sonuçlarıdır.


"Doğadaki Oluşum Mekanizmasının bilinmesiyle ideal toplumsal düzenin kurulması mümkün mü olur?"
DOM NEDİR?
DOM bilgileri kavranınca hayatın anlamı belirginleşir, böylece zihinlerdeki çelişkili düşünceler netleşir ve  tüm toplumsal ve  kişisel sorunlar daha kolay mı çözülür?


►Bir elektron, çevresindeki tüm varlıkların enerji durumlarını ölçüp-biçer ve en ekonomik konumlu olan yere gider;
►Ve tüm enerji türlerinin temel kaynağı olan kuant denilen en temel enerji öğesi, çevresindeki tüm varlıkların enerji durumlarını algılayıp, en kısa zaman ve en kısa yoldan ulaşabileceği en ekonomik yapılı olan sistemi seçer.
►Tüm varlıklar en alt düzeydeki bu foton- elektron gibi temel öğelere bağımlı olduklarından ve bu temel öğeler de, hep en ekonomik yapısallaşmaları seçtiklerinden, , her varlık sürekli olarak yapısında değişiklikler yaparak, en ekonomik bir yapı oluşturma çabası içindedir.

Varlıklar niye oluşturuluyorlar ve neden bu doğa ve dünyaya uyum sağlamak için dur-durak bilmeden çalışmak-çabalamak zorunda kalıyorlar?  Hayatın anlamı ne?


Dünyanın oluşumundan sonraki ilk 1.5 milyar yıl hayat bakteri düzeyinden öteye   geçemedi zira doğal ortam hala oldukça genişti ve ortamdaki madde çeşitliliği yeni bakteri türleri barındırmaya uygundu. Yani bakterilerin çoğalıp-artması hala mümkündü. Ne zaman ki bakterilerin sayısı çok arttı ve ortam onlara artık dar gelmeye başladı, işte o zaman ‘sıkışan kullara yetişen hızır’ devreye girdi ve on-binlerce bakterinin yan-yana, iç-içe girmeleriyle oluşan ve bir bakteri topluluğu olan ökaryot hücreler oluştu.
 Farklı alanlarda uzmanlaşmış bakterilerin ortaklık içine girerek bir koloni şeklinde birlikte yaşama eylemleri daha ekonomik bir varlık yapısı oluşturur, ve bu başarı ondan sonraki hayat sistemlerinin gelişmelerine örnek oluşturdu. Yaklaşık 700 milyon yıl önceler, ise, bu defa ökaryot hücrelerin de sayılarının çok artması sonucu, denizler onlara dar gelmeye başlar ve bu defa bu ökaryot hücrelerin on-binlercesi ortaklık yapacak şekilde bir araya gelerek çok hücreli hayvan ve bitkileri oluşturur. Çeşitlilik okyanusların derinliklerinde filizlenip gittikçe farklı türlerin oluşumuna yol açtı ve zenginliğe kavuştu.
İnsanoğlu da 10-12 bin yıl önceleri sıkışıp-kaldığı bir ada üzerinde, nüfusunun gittikçe artması sonucu, toplumsal bir ortaklık içinde yaşamaya başladı. Ancak toplumsal yaşamın kurallarının saptanmasını lider dediği özel insanlara bırakınca, bir türlü dengeli - düzenli- ve kalıcı bir sistem oluşturamadı ve sık sık bu liderleri devirerek ve yerine başkalarını seçerek sistemi yürütmeye çalıştı.

Günümüz insanoğlu halen kuramadığı ideal toplumsal düzen için ya Doğadaki Oluşum Mekanizmasını yakından inceleyerek esinlenecek ve eninde sonunda ulaşacağı noktaya kısa sürede gelecek, ya da yine uzun yılları tüketecek.



Hayata Bakış Açısı Bir İnsanın Sağlığını, Yaşam Şeklini ve Seviyesini Çok Etkiler mi?





          ►İnsanların davranışları, beyinlerine işlenen bilgilerle denetlenir. Bu bilgiler arasında temel “hayat” görüşü en önemli olanıdır. Buna bağlı olarak; bütün bir ömür mutlu ve huzurlu da geçirilebilir veya korku ve endişe içinde de tüketilebilir.
          ►Birbiriyle çelişki halinde düşüncelerle dolu bir beyindeki mantık sisteminin bozuk olması kaçınılmazdır. Sağlam olmayan bir mantık sistemi ile donatılmış bir beynin ise sıradan bir kişisel veya toplumsal soruna bile doğru çözüm üretmesi kolay olmayacaktır.


BEDENLERİMİZİN YAPICILARI VE BAKIMCILARI OLAN HÜCRELER

Neden kanserojen olup yaptıkları bedenleri tekrar yok ediyorlar?

Hücrelerimiz, oluşturdukları bedende işlerin yolunda gitmesi için dur-durak bilmeden, geceli-gündüzlü çalışıp, ortaklık sistemlerinde her şeyin en iyi şekilde yürümesine çabalarlarken; atalarımızdan bize aktarılmış korku ve stres duygularıyla yüklü olan hatalı doğa görüşlerini çocukluk evresinde hücrelerimizin işletim sistemine entegre ederek onların doğal çalışma ahenklerini bozmamızdaki mantıksızlık, bizlere çeşitli hastalıklar olarak geri dönmektedir.
Kanser dediğimiz olay, aslında bedendeki hücrelerin, beden içinde ortaya çıkan bir rahatsızlığı düzeltmeye çabalamaları; ancak başarı sağlayamadıklarında, mevcut yapısallaşmadan (ortaklıktan) umutlarını keserek, yeniden daha iyi bir beden oluşturulması amacıyla sistemin (ortaklığın) dağıtılması anlamına gelmektedir
Kanser oluşumlarının vücutta genellikle “kronik yangı veya ateşlenme” bulunan noktalarda oluştukları ve yara-iyileştirme olayı ile kanser oluşumu arasında çok yakın benzerlikler olduğu saptanmıştır (Schäfer & Werner 2008)


























İNSANOĞLU DÜNYADA HEP VAR 
MIYDI??!!

Her kafadan farklı bir ses çıkıyor. Atalarımız hakkında  söylenenlerin hangisine inanacağımızı şaşırdık!!

Yaklaşık 5 milyon yıl önceleri, dört ayaklı memeli yaratıklardan iki ayaklı insansı (hominid) yaratıkların oluşması olayı, bir ortam değişikliği sonucu oluşmuştur.
Doğu Afrika, ~10-12 milyon yıl öncelerine kadar, tropik ormanlarla kaplı bir bölge iken, ~10 milyon yıl önceleri, Doğu Afrika Rifti denilen yerkabuğu yükselmesine dayalı yırtılma olayı sonucu, hem binlerce metreye varan bir yükselmeye uğramış, hem de yırtılma sonucu, sarp yamaçlarla çevrili derin bir vadi sistemi oluşturmuştur. Bu jeolojik olay sonucu, özel sınırlanmış bir ortam ortaya çıkmıştır. Bölgenin yükselmesi zorunlu olarak bitki örtüsünde değişikliğe yol açmış, tropik orman örtüsünün yerini savana ortamı almıştır. Ormanlarda ve ağaçlar üzerinde yaşamaya alışık 4 ayaklı bir memeli yaratık grubunun, yaşam ortamlarının savana ortamına dönüşmesi ve bu değişik ortamda  izole (hapis) kalmaları sonucu, beslenme-savunma sistemlerinde değişiklikler oluşmaya başlamış, ve bu değişikliklerin çok uzun yıllar sürmesi sonucu, ağaçlarda-dört-ayaklı-yaşama sisteminden, savanlar-arasında-iki-ayak-üzerinde-yaşam tarzına geçiş zorunlu olmuş ve hominid (insansı) denilen iki ayaklı yeni bir cins (Australaopitechus) ortaya çıkmıştır. Daha sonraları başka birçok değişiklikler olması karşısında, bu çok farklı türdeki değişimleri daha iyi değerlendirebilecek, gelişmiş bir veri-yorumlama sistemi oluşturma yöntemine geçilmiş ve gittikçe büyüyen bir beyin sistemi oluşturulmuş ve Homo habilis'le başlayıp, Homo erectus'la devam edip, Homo sapiens'le sürmekte olan farklı insan türleri hayata geçmişlerdir.


HEDEF NEDİR?
          
            ►Matadorların yaptıkları boğa güreşlerinde, matadorun elinde bir flama bulunur ve boğa bu flamaya saldıracak şekilde şartlandırılır. Bu tipik bir “yanlış hedefe saplanma” olayıdır. Bir boğa bu mücadeleden ölmeden kurtulursa ve yarışmalara devam ettirilirse, hedef saptırılması olayını da fark eder ve karşısındaki matadora öldürücü boynuz darbeleri vurur. Bu nedenle boğa güreşlerinde aynı boğa arenaya tekrar çıkartılmaz.
►Bu eylemlerde, bir boğanın şu veya bu şekilde davranması, tamamen kendisine gösterilen hedefin yanlışlığına bağlıdır. Boğanın hücreleri, bedene gösterilen hedefe ulaşmaya çalışırlar. Hedef hatalı olduğu için boğanın tüm çabaları ölümüne ya da ağır yaralanmasına neden olur.
►Toplumlarda da insanlara gösterilen hedef aynen bu şekilde bir etki yapar. Günümüz dünyasında insanlara gösterilen hedefler arasında “daha rahat yaşam koşulları oluşturmaya yönelik toplumsal birliktelik” oluşturmak diye bir hedef yoktur. “Bir toprak parçasını (vatanı)”, bir siyasi veya dinî görüşü savunmak gibi hedefler yaygındır.



BİLİNÇ VE BİLİNÇALTI AYRIMI NEDEN OLUŞMUŞTUR?
Hatırlanması normal şartlarda mümkün olmayan çocukluk evrelerinde yaşanılan bir olay hatta işitilen bir cümle, bir insanın ileri yaşlarında hatta tüm yaşamı boyunca  duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyebilir mi?

Şuur ve Duygular Çevre Faktörlerinden Etkileniyor mu?


►Beyin hücreleri, milyarlarca yıllık geçmiş zaman bilgilerinden yararlanarak, kaçılması gereken durumlarda korku sinyali devreleri oluşturarak, sahip oldukları bedeni güven altına almayı temel görev bilmektedirler
►Bir gelecek tahmin makinesi olarak beyin, aldığı verileri çok dikkatle değerlendirmek ve en olası öneriyi oluşturmak zorundadır. Bunun için hem güncel verileri hem de geçmişe ait tüm kayıtları dikkate alır.
►Duygu oluşumu çevreden gelen sinyallerin yorumuna bağlı olarak geliştiğinden, ana-babaların olay yorumlamada çocuklara verdikleri ilk bilgiler çok önemli olurlar. Hücreler doğadaki her yeni oluşan bir varlık hakkında beyinlerde bu yeni varlığı tanımlayıcı bir tasavvur, bir imaj oluştururlar.
►Atalarımızın beyinlerinde bilgisayar, TV vs. imajlar yokken, günümüz insanlarının beyinlerinde bu tür varlıkları tasarlayıcı sinir hücreleri bağlantıları ve bu bağlantılarda kullanılan yeni protein türleri oluşturulmuştur.
►Duygu oluşumunda, çevreden gelen bir sinyalden etkilenme-uyarılma derecesi ve bu sinyale verilen önem temel etkileyicilerdir. Bazı insanlar bir olaydan az etkilenirken, bazıları çok etkilenebilmektedir. Etkilenme derecesi kısmen kişinin geçmişindeki olaylarla bağlantılıdır. Çocukluğunda bir kedi tarafından tırmıklanan bir çocuk, bir kedi gördüğünde aşırı etkilenebilirken, böyle bir sarsıntı geçirmemiş olan hiç etkilenmez.
►İnsanların birbirlerini karşılıklı olarak anlayamamalarının temelinde, kişilerin dış dünyayı farklı bakış açılarıyla görüp, beyinlerinde farklı algılama ve değer yargısı oluşturmaları vardır. Bazı insanlar dış dünyayı daha çok sol beyin değerlendirmesini ön planda tutarak yaparlar, bu durumda kişi, yargılarını daha çok sayısal-sözel bakış açısından oluşturur. Bazı insanlar sağ beyin değerlendirmesini ön planda tutar, bu durumda kişi duygusal olarak olaylara yaklaşır.




.Bilinç Çevreden Etkileniyorsa Vücut Hücreleri de Bilinçten Etkileniyor mu?

Tıpta bir ilacın ne kadar etkili olduğunu anlamak için yapılan deneylerde, hastalara, denemesi yapılan bir ilacın yanında başka bir madde daha verilir. Ve her birinin hastaya yararlı olacağı söylenir. Birinci ilaç, denenen ilaçtır. İkinci ilaç ise plasebo adı verilen zararsız bir maddedir. Deney sonunda genellikle, her iki maddeyi alanlar da ilacın hastalıklarına iyi geldiğini söylerler. İstatistiksel olarak yapılan değerlendirmede, denenen ilaç plasebo maddesinden daha etkili ise, ilaç işe yarıyor demektir.
► Hücrelerimiz Doğadaki Oluşum Mekanizmasına (DOM), bizlerse genellikle korku temelli olan gelenek-göreneklerimize göre davranırız.
► Bu ikisi çeliştiğinde, hücrelerimiz ikileme düşer ve strese girerler. 
► Stres tüm sağlık sorunlarının temel nedenidir, kanser dahil, gastrit, ülser, tansiyon hastalıkları, migren, ve daha yüzlerce farklı ağrı ve hastalık hücrelerimizdeki ikilem ve stresten kaynaklanır.



DOĞRU NEDİR?

► Doğru Herkese Göre Değişir mi? Zamana ve Mekâna Göre Değişir mi?
► Net tanımlanmayan çok önemli kavramlar kargaşaya neden oluyor mu? 
► Kavramların evrensel tarifi yapılmadıkça herkes tarafından farklı mı algılanıyor?
► Evrensel  “DOĞRU”  tanımı yapılabilir mi?

Doğru, iki kıstası aynı anda sağlamalıdır

1- Doğaya ve doğa yasalarına uyumlu olmalı.
2- İlgililerin tümü için uzun vadede yararlı olmalı.

 Doğru; doğaya ve doğa yasalarına uyumlu olan ve ilgililerin tümü için uzun vadede yararlı olandır.

.


İnsanlığın Kültürel Gelişim Tarihi Hangi Bulgulara Dayanmaktadır?



Sümerler insanlık tarihinde yazı yazmayı ve yazılı belgeler oluşturmayı ilk defa bulan ve uygulayan kavim olarak büyük önem taşır.
Sümerler yazılarını çivi yazısı şeklinde, kurutulmuş kil tabletler üzerine yazmışlardır. Bu çivi yazısı tabletler 1920’lerde başlayan arkeolojik kazılarda bulunmaya başlanmış ve o tarihten sonra da, insanlığın kültürel gelişim tarihi, Klasik Yunan kaynaklı eserlerin etkisinden biraz kurtularak daha gerçekçi şekilde değerlendirilmeye başlanmıştır. Arkeolojik kazı verilerine göre, Sümerlerin tarihi tufan öncesi ve tufan sonrası olarak iki farklı döneme ayrılmaktadır. Kazı yapılan ve bulunan çivi yazısı tabletler tufan sonrası döneme aittir ve hepsi Mezopotamya'daki kazılarda bulunmuştur. Dolayısıyla, tabletler 5-6 bin yıl öncesine ait bilgileri, o günün bakış açısıyla yansıtmaktadır.   


BU BLOG; KUANTUM FİZİĞİNDEN BİYOLOJİYE, GENETİKTEN TIBBA, JEOLOJİDEN ASTRONOMİYE, PALEONTOLOJİDEN ANTROPOLOJİYE, ARKEOLOJİDEN PSİKOLOJİYE .... VE İNSANLIĞIN KÜLTÜREL GELİŞİM TARİHİNE KADAR BİRBİRİNDEN FARKLI PEK ÇOK BİLİM DALINDAKİ GÜNCEL VERİLERİN BİR POTADA ERİTİLEREK HAYATIN ANLAMININ NETLEŞTİRİLEBİLECEĞİ VE DOĞADAKİ YAPILANMADAN ESİNLENİP İDEAL TOPLUMSAL DÜZENİN KURULABİLECEĞİ İDDİASIYLA OLUŞTURULMUŞTUR.  KAYNAKÇASINDAN KOLAYCA ANLAŞILACAĞI ÜZERE "EŞSİZ BİR BİLGİ DEPOSU" NİTELİĞİNDEDİR.


Bu siteye girdiğinizde,


► 1- 
 Neden DOM? bölümünü okumakla başlamalısınız, çünkü ‘Doğadaki Oluşum Mekanizması (DOM)’ gibi bir sistemin oluşturulmasına neden olan dürtünün nereden kaynaklandığı ve neden insanların şimdiye kadar böyle bir sistemin varlığını ortaya koymadığı anlatılmaktadır.
► 2- Onu takip eden  “DOM-Temel-Kitap” bölümde, DOM-sisteminin, teorik temel bilgileri verilir.

► 3- Sonraki "DOM-2.Cilt"te tamamlayıcı dosyalar vardır. 
► 4- "Farklı DOM-versiyonları" bölümünde, DOM-sistemi farklı bakış açılarıyla ele alınır. 
► 5- ve en son "Ekler" bölümünde DOM ile ilgili çok farklı konulara değinilir.
bölümlerde ise, sistematik bir şekilde (DOM-1’den DOM-23’e ve DOM-ekleriyle) doğayı anlamamızı sağlayacak teorik bilgiler sergilenmektedir.



Blogumuzu beğendiyseniz, sağ tarafta bulunan "Bu Siteye Katılın" tuşuna basarak kendiniz üye olun, üyelik bilgileriyle siteye girdiğinizde ise “arkadaşlarınızı davet edin”  sekmesiyle karşılaşırsınız, bu sekmeyi kullanarak arkadaş davet edin. Bu şekilde çocuklarımıza-torunlarımıza iyi bir dünya mirası bırakma eylemine katkı sağlamış olacaksınız.




DOM FACEBOOK GRUBUNA DA KATILABİLİRSİNİZ




AŞAĞIDAKİ BUTONLARLA SOSYAL MEDYA SAYFALARINIZDA PAYLAŞABİLİRSİNİZ






2 yorum:

  1. BUNDAN DAHA IYISI OLAMAZ. GEREKIRSE DOM U TERSINDENDEN,DE (MOD)OLARAK OKUYACAĞIM. TÜM SORUN VE SORULAR HALLOLDU. TEŞEKKÜRLER ISMET GEDIK...

    YanıtlaSil
  2. Bilgileriniz için çok teşekkürler.

    Sitemize bekleriz www.bim-aktuel.site

    YanıtlaSil