Tepeden yönetilen toplumlarda neden adaletsizlik yaygındır?

Tepeden yönetilen toplumlarda neden adaletsizlik yaygındır?
            Bir slaytla bunu gösterelim:


Toplumsal hayatımızdaki adaletsizliğin nedeni, denge ve düzen oluşturucu güç sistemi olarak tanımlanan TANRI (veyahut ALLAH) kavramının yanlış yorumlanmış olmasıdır.
Şöyle ki:
Sürekli değişim-dönüşüm içindeki dinamik bir doğada yaşıyoruz.  “Information & self-organisation” olarak özetlenen Dinamik sistemler fiziği (Synergetics), doğadaki bu dinamik işleyiş mekanizmasının  temel kurallarını ortaya koymuştur. (Haken 2000).
1-      Doğadaki her şey alt-sistem – üst-sistem şeklinde gerçekleşir.
2-      Üst-sistemde geçerli olacak kurallar tüm katılımcıların karşılıklı etkileşimleriyle (rezonans oluşumlarıyla), ortaklaşa alınır.
3-      Güç (enerji) her zaman alt-sistemlerdedir.
(Bu konu hakkında ayrıntılı bilgiler Dinamik sistemler fiziği:
bölümünde verilecektir)

Felsefi açıdan konuyu ele alan Feibleman: (1954) “Theory of Integrative Levels = Bütünleştirici Düzeylerinin Teorisi” başlığı altında “alt-sistem – üst-sistem” ilişkilerinin ana-hatlarında şunu vurgular:
1-      Her sistemde, üst düzey alt düzeye bağımlıdır;
2-      karar erki alt düzeydedir; üst düzey hedef göstermekle yükümlüdür.

Şimdi ‘Adaletsizliğin nedeni nedir?’ sorusuna dönelim:
Devlet, insanların oluşturduğu “üst-düzey” sistemidir. Devletler hep tepedeki bir lider (kral, vs) ve ona bağlı bir bürokrasi tarafından sahiplenilip-yönetilirler. Peki, devletlerde güç (yetki, para, vs.) kimin elindedir?
Halkın mı, yoksa tepedeki bir zümrenin mi?

Adalet, toplum hayatında bir denge oluşturulması olayıdır. İnsanlar hak ve hukuka dayalı dengeli bir yaşam sistemi arzularlar; ama hakkını alabilmek için, güç ve kuvvet sahibi olunması gerektiğini bilmezler, tüm yetkiyi tepedekilere verirler, tepedekiler de kendi çıkarlarını koruyacak şekilde davranırlar. Kendilerine 15-20 bin lira maaş, halka 1-2 bin lira maaş öngörürler.
İnsanların gücü, ürettikleri ürünlerde, verdikleri hizmetlerdedir. Bu gücün kendilerinde kalması, haklarını koruyup-alabilmeleri için şarttır. Bunun tek yolu ise, doğada egemen olan dinamik sistemli doğa görüşünün farkına varmasındadır.
Zombileşme, birine belli bir davranışta bulunma bilgisi veya bir davranışı etkileyici kimyasal maddeler verilerek, canlının normal davranışından saptırılması olayıdır.
Dinamik sistemde yaşamak zorunda olan insanlara, statik sistemli hayat görüşü aktarılması, insanların mantıklarının çarpıtılmasına, yani zombi olmalarına yol açmıştır
Yani gerçek bir toplumun oluşturulması, tamamen insanların girişimine kalmıştır. Devletin yönetimini elinde bulunduranlar yanlış bilgi aşılayarak insanları zombi yaparlar. Zombiler de toplum oluşturamazlar. Haklarını nasıl koruyacaklarını bilemezler.
Zombiler mantıklı davranıp, çıkarlarını koruyamazlar, bir sürü gibi güdülürler. Geri kalmış toplumların geri-kalmalarının nedeni statik sisteme bağlılıklarındandır. Onların toplumları, tepedeki güç odağı sahiplerinin denetimindedir. Halk ortak çıkarlarında birleşip karar alacak, toplumlarına sahip çıkacak bir bilince sahip değildir. Güçlülerin güdümünde olan birer sürü gibi güdülürler. Bu nedenle de hep sefilleri oynamamak zorundadırlar.

Adaletsizliğin nedeni kısa ve öz olarak böyledir.

DEVAMI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder