Siyaset- Din- Para kıskacındaki Bilimsellik

İnsanlık binlerce yıldır,;
•                    Zamanın ebedi bir varlığın ömrüne endeksli bir sonsuzluk olduğu,
•                    Doğadaki her şeyin sahipliğinin bu ebedi varlığa ait olduğu ve onun tarafından etkilenip-yönlendirildiği,
•                    Toplumların da, bu ilahi güç sistemiyle bağlantılı efendi-insanlar tarafından yönlendirileceği şeklinde statik sistemli (tepeye bağlı örgütlenmeli =TBÖ) bir hayat görüşüyle yetiştirilmektedir.
Doğadaki oluşum ve gelişim sisteminin tepeden – tabana, yani statik sistemli değil de, tabandan –tepeye (yani dinamik sistemli) gerçekleştiği ise, son çeyrek asır içinde anlaşılmaya başlanmış, ama maalesef hala dar bir insan grubu içinde kalmıştır. Dinamik sistemli bu yeni hayat görüşünün yaygınlaşamamasının temel nedeni ise, dinamik-sistemler-fiziğinin “ağaç yaşken eğilir ve ne ekilirse o biçilir” anlamına gelen SimKırKölSab faktörüdür.

Doğadaki oluşum ve gelişim sisteminin tepeden – tabana (yani statik sistemli) değil de, tabandan –tepeye (yani dinamik sistemli) gerçekleştiğinin bilinmesi, toplumsal hayat sistemimizin rayına oturtulması açısından çok önemli olduğuna inandığım için, bu konuda ulaştığım sonuçları tanınmış bilimsel dergilerde yayınlatmak için çok uğraş verdim.

Önce 1998 yılında uzun uğraşılar sonucunda, şu kapsamlı makaleyi yayınlatabildim. “Çok zor yayınlatabildim” diyorum, çünkü “bilim insanları” etiketli dergi editörleri dahil, tüm insanlar, tepeden yönlendirilmeli bir sistemin dünyada geçerli olduğu bilgisiyle yetiştirilmiş ve buna şartlandırılmıştı. Benim görüşüm ise, tamamen bunun tersi idi, ve herkesçe ret ediliyordu. Yayın kurlundaki Prof. Dr. S.Ö. adlı bir arkadaşımın büyük yardımlarıyla, şu makalem yayınlandı:
 GEDİK, İ. 1998: Dünyanın Oluşumundan İnsanlığın Gelişimine: Değişimler ve Dönüşümler. Jeoloji Mühendisliği, Sayı 52, s. 75-139. Ankara. http://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/5937e34256cf4e5_ek.pdf?dergi=JEOLOJ%DD%20M%DCHEND%DDSL%DD%D0%DD%20DERG%DDS%DD
Bu makale Dinamik Doğadaki Oluşum Mekanizması (DOM) adı ile bu günlerde tanıtmaya çalıştığım dinamik sistemli hayat görüşünün ilk versiyonuydu. 
Daha sonra konu tüm insanlığı ilgilendirdiği için, uluslar-arası dergilerde yayınlatmaya çalıştım.
Örn. Nature dergisine 2003 yılında şu başlıklı bir makale sundum:
“Integrative and exponential nature of information development and its impact on the evolution of organic and inorganic world = Bilgi oluşumunun üssel gelişimi ve bunun canlılar ve cansızlar alemine etkileri”
Nature dergisi editörüyle defalarca yazıştım. Gelen son cevap şöyleydi:
Dear Professor Gedik     
 Thank you for your further letter asking us to reconsider our decision on your manuscript entitled "Integrative and exponential nature of information development and its impact on the evolution of organic and inorganic world" We have once again considered the matter carefully but remain unable to reverse our original decision. I reiterate that this decision is not based on any perceived technical flaws in your arguments, it is simply our editorial opinion that the piece is not suitable for inclusion within the pages of Nature.
  I regret to inform you that we can encourage no further communications in this matter.
        Yours sincerely        
                Dr Christopher Surridge
Senior Editor, Nature
Crinan St
nature@nature.com
Görüldüğü üzere, makalede hiç bir veri veya mantık hatası bulunamadığı vurgulanıyor, ama buna rağmen, makalenin Nature dergisinin yayın politikasına uymadığı öne sürülerek yayınlanması kabul edilmiyordu.
Geo-bios, Science, Dynamical Systems, Foundations of Physics gibi başka uluslararası önemli dergilere de, zaman kavramının anlamı ve doğadaki oluşum ve gelişimlerin oluşumunda “bilgi” faktörünün önemi konusunu işleyen makale taslakları gönderdim ve sanki ağız-birliği edilmişçesine aynı tür bir ret-gerekçeleri aldım.
Günümüz dünyasındaki tüm devletlerde statik sistemli hayat görüşü egemendir, yani yönlendirici güç (Allah veya doğal seçici) varlıkların dışında-üstünde kabul edilir ve tepeden tabana şeklinde düzenlemelerle yönetilir. Bu görüşe göre düzenlenen toplumlarda, tepedeki insan kutsallaştırılır. Tepedeki insanın dediği dediktir, herkes onun dediğini yapmak zorundadır. Kimse kendisine has bir düşünce üreterek davranamaz.
Bu nedenle “bilim insanı” etiketliler dahil, çoğu aydın kabul edilen kişi, “Görüşünüzü saygın bir uluslar arası dergide yayınlarsanız, onu dikkate alırız” şeklinde bir görüş ileri sürmektedirler. Yani kendileri, özgür irade ve bilgilerini kullanarak, bir makalenin “iyi- kötü – doğru –yanlış, topluma yararlı veya zararlı” mı olduğu konusunda bir görüş ortaya koymaktan acizdirler. Maalesef durum aynen böyledir. 
DOM-sistemi, bu geleneksel düşünce sistemine tamamen ters bir hayat görüşü sunmaktadır.  Varlıkları yönlendiren güç-sisteminin varlıkları oluşturan içsel bileşenlerde olduğunu savunur. Bundan giderek de toplumsal sistem kurallarının “tabandan tepeye” şeklinde olması gerektiği görüşünü ileri sürer. En temeldeki güç ise kuantsal enerji sistemidir. Dinamik sistemli toplumda, eğitimle, tüm insanlara, toplumun ortağı ve sahibi olduğu bilgisi verilir ve insanlar da toplumlarına sahip çıkıp-korurlar.
Toplum hayatımızı yönlendiren temel faktör “para”dır ve statik sistem gereği tepedeki zümrenin tekelindedir. Devlet yöneticileri dahi, dünya genelinde parayı denetimlerinde tutan büyük para-babalarının kontrol ve yönlendirmesi altındadırlar. Dünya ekonomisini elinde tutan ve yönlendiren para-babaları, bankacılık sistemiyle, tüm ülkelerdeki medyayı kontrol ederler ve TV, gazete gibi kaynakları propaganda aleti olarak devreye sokup, insanların statik sistem bilgileriyle uyuşturulmasını sağlarlar. Bilimsel yazıları yayınlayan Nature, Science, vs. gibi kuruluşlar da medya-patronlarına bağlıdırlar ve hem SimKırKölSab faktörü, hem de para faktörünün köleleştirici etkisiyle tepeye bağımlılık sistemini, tabana bağımlılık sistemine dönüştüren bir makaleyi, yukarıda gösterilen mantık-dışı gerekçelerle ret ediyorlar.
 Ben DOM-sisteminin tüm toplumsal sorunlarımızı ortadan kaldırdığı şeklindeki yazılarımı tüm gazete ve TV- kuruluşlarına defalarca gönderdim. Ama hiç biri bu konuya eğilmedi. Bir parti yöneticisi öksürse, onu haber yapan medya kuruluşlarının, tüm toplumsal sorunları (hem de dünya genelinde) ortadan kaldıracağını doğa-bilimsel argümanlarla gösteren bir yazının hiç dikkate alınmamsını nasıl yorumlayacağınız artık sizlere kalmıştır.
Toplumsal sistemin itici-yönlendirici faktörü olan para-sistemine (bankacılığa) hakim olmaları nedeniyle, devlet yönetim sistemlerini kontrolleri altımda tutan para-babalarının,  DOM-sistemi bilgilerinin duyurulmasına engel olmaları karşısında, DOM-bilgilerini Facebook gibi internet haberleşme ve etkileşme ortamları içinde duyurmaya çalışmaktan  başka yol kalmamıştır.

Katılıyorsanız, paylaşın ki, çığ gibi çoğalıp, kritik sayıya ulaşılsın ve sağır-sultanlar bile duysun. Yoksa, daha çooook bir kurtarıcı beklersiniz.

DEVAMI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder